Gölcük Donanma – Güvenlik Taburu Nasıl?

Merhaba,

Askerlik vazifemi ifa ettiğim ikinci ve asıl birliğim olan Gölcük Donanma – Güvenlik Taburu üzerinden bilgilendirici söyleşime devam ediyorum. Acemi birliği hakkında bir önceki yazıma buradan erişebilirsiniz.

İskenderun’da Mehtap bitmiş, geriye 160 küsür günlük Şafak kalmıştı. Tedirginlik ve bir o kadar da İskenderun’dan kurtulmanın vermiş olduğu sevinçle Gölcük Donanma – Güvenlik Taburu’na teslim oldum.

Anladım ki, Gölcük Donanma bir yana Güvenlik Taburu bir yana. Nöbet tutmaktan iflah kurutan ve insanın gecesini gündüzünü bir kılan bir tabur. İnsanı öncesi ve sonrası diye ayıran bir mecra.

Sen o kapıdan içeri girdikten sonra artık sen olmayacaksın! Sivilde ne iş yaparsan yap, neci olursan ol. Saatlerce kilolarca ağırlığı yüklenip gece gündüz nöbet tutacaksın.

Devlet; tuvaletine bile girenlere yaptığı güvenlik soruşturmasını, koca donanmanın güvenliğinden sorumlu olacak olan taburundaki askerlere yapmaksızın direkt onları tam tesisat donanımla silahlandırmasına hayret ediyorum doğrusu. Ulan ben hırlı mıyım, hırsız mıyım, manyak, deli, ruh hastası, şizofren vs. ya da herhangi bir terör örgütüne mensup muyum? bunların hiç biri önemli değil. Sen artık muhafızsın dedi mi bitmiştir. Yapılan ve yapanlar tarafından çokta ciddiye alınmayan RDM ve Psikolojik testler bırakın bir insanın neci olduğunu ortaya çıkarmayı, yapanın ne kadar normal olduğunu sorgulattırır cinsten.

Ulan bu adam halka sınır olan yerde ve ordu için dolu şarjör ve G3 tüfeğiyle nöbet tutacak. Sen bu adamı tanımadan etmeden nasıl oluyorda anadan doğma bir güvenle bu silahı ona veriyor ve milleti olası kadere teslim ediyorsun. İlginç ! ! ! Demek ki “bu güne kadar olmadı, bundan sonrada olmaz herhal” genellemesinde bir devlet aklı mevcut!

Velhasıl girdik bu cendereye… Nöbet üzerine nöbet… Yarım saatte 5 dk geçiyor zaten. Askerlik oldu bize artık sadece şafakta doğan güneş.

Yemekler ayrı bir kültürden olsa gerek. Mesela ben eti çok seviyorum. Ve o yüzden etten tiksinmemek için hiç et yemeği yemedim.

4 ay boyunca her gün 12 saat lumbarağzı nöbetleri tuttum. 3 kitapla gittiğim bu yoğunluktan 7 kitapla çıktım.

Velhasıl bu süreçte iki hususa değinmek isterim.

İlk olarak güvenlik taburu adı üzerinde güvenlikten sorumlu tabur olduğu için saat kavramı günün 24 saatine yayılma mecburiyetindedir. Haliyle bir asker günün herhangi bir saatinde nöbet tutabilir ya da tutuyor olabilir. Bu da gece gündüzün bir olması durumudur. İşte bu duruma istinaden bir sorum var? Gecesi gündüzü bir olan, fiziksel ve zihinsel olarak anası ağlayan bu taburda dolap denetlemesi nedir? Ulan gece nöbetlerinden gelip o karanlıkta o dolap bozulmasın diye nasıl pijamalarımı çıkarıp üniformamı dolaba koyduğumu bir ben bir Allah bilir.

Bir diğer husus ise, vatana hizmet etmeye giden bir Mehmetçik olarak vatanıma hizmet etmeyi isterim. Mesela bu hizmetlerden biri ağaç dikmek olabilir. Ordumuz her bir askere ağaç diktirse, bürokrasinin para uğruna devlet imkanlarını kullanarak yok ettiği ormanların on mislini TSK sayesinde Anadolu ve dünyaya kazandırmış oluruz.

Ya da benzer şekilde… Beni 6 ay 1 yıl aldın mı? aldın. Vatana hizmet bir tek çatışma değil. Tonlarca yemek çöpe dökülüyor.  Deki bana. Al asker bu kazanı. Şehirde birtane aç insan bırakma. Dolaş. Ayakların patlarcasına. Bunun uğruna yorul. Bunun uğruna vurul. Kaçırıl. Parçalan. Ama bu garnizonun olduğu şehirde bir tane aç bırakma.

Ben tanıyorum Ahmet’i Mehmet’i… Filanca rütbelinin fantazisi şafak saydırır ona ama sıra halka hizmete geldimi sırtında taşır, gece gündüz koşturur, yürüyemeyen yaşlıya değnek olur, muhtaca hızır olur anlayacağınız şehre bereket olur.

TSK’da devlet memurluğu yapan rütbelilere gelirsek eğer; kendi yapmaları gereken işlerini, vazifelerini vatan görevini ifa etmeye gelen evlatlara yaptırdıkları zaman kendilerinin vicdanları sızlamaz mı acaba merak ediyorum doğrusu. Ulan o adamın zaten vatan görevi. Bırak o vatana hizmet etsin. Gönülen. Fedakarca. Senin işini yapmaktan bu adamın vatana hizmet etme şansını elinden alıyorsun, ayriyetten hakkını vermediğin işin parasını alıyorsun.

Birde şu denetlemeler. Ya kardeşim. Bu denetlemelerin sonu, ucu bucağı yok. Ulan o taşın, duvarın, demirin, dolabın boyalı olması, bunca israf ve emeğe girilmesi sadece bir kişinin şahsi zevkini tatmin edebilmek için verilen uğraşlar değil mi… Bu denetlemenin niyeti vatana ve millete olan görev şuuru ve olası tehlikelere karşı hazır kıta dinamizmini sağlamak olması gerekiyorken alakasızca denetleyen kişinin kişisel zevkine görsel hitap edebilme şölenine çevirmişler.

Velhasıl…

Allah Türk ordusunu yüceltsin, vatana ve millete vatan evlatlarını sevdirerek hizmet ettirsin. Ama sadece vatana ve millete ettirsin. İnsanlığa hizmet ettirsin. Peygamber yoluna, davasına hizmet ettirsin.

Öyle bir ordu olsun ki Türk askeri şafak saymasın. Kalmak için can atsın.

Amin…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. Tahir dedi ki:

    Ne yazık ki çok haklısınız. Amin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.